Herkesin Etrafında Bir Yörünge Var
Bazı insanlar hayatımızın tam ortasındadır. Bir şey olduğunda ilk onlara yazarız, sevincimizi ve korkumuzu önce onlarla paylaşırız. Bazıları biraz daha uzakta durur; ara sıra görüşürüz ama varlıklarını yine de bir yerde hissederiz. Bazılarıyla aramızda mesafe vardır ve belki de öyle kalması iyi gelir.
Bu oyundaki harita, ilişkilerine bir yıldız sistemi gibi bakmanı sağlar. Merkezde sen varsın. Yörüngeler kimin sana ne kadar yakın olduğunu, çizgiler ise aranızdaki enerjinin nereye aktığını gösterir.
Haritan doğru ya da yanlış bir şey söylemez. Yalnızca bugün nasıl göründüğünü gösterir. Bir ay sonra, önemli bir olayın ardından ya da bir ayrılıktan sonra çok farklı görünebilir.
Yakınlık ve Mesafe: İkisine de İhtiyacımız Var
Yakınlık çoğu zaman iyi, mesafe kötü bir şey gibi düşünülür. Oysa ikisi de bir ihtiyaçtır. Görülmek, anlaşılmak, birine yaslanabilmek isteriz. Aynı zamanda kendi alanımızı, kendi düşüncelerimizi ve kendi nefesimizi korumak isteriz.
Bazı insanlar biri çok yaklaştığında kendini kaybedecekmiş gibi hisseder. Bazıları da biri biraz uzaklaştığında terk edilecekmiş gibi. Bu iki his çoğu zaman aynı kişide, farklı ilişkilerde yan yana durur.
Haritanda biri iç yörüngede ama yanında tetikte hissediyorsan ya da uzak yörüngedeki biri seni dinlendiriyorsa, bu bir çelişki değildir. Yakınlıkla rahatlık her zaman aynı yerde durmaz. Bunu fark etmek, ilişkilerde neye ihtiyaç duyduğunu anlamanın ilk adımı olabilir.
Sınır, İlişkiyi Koruyan Çizgidir
Sınır koymak çoğu zaman uzaklaşmak gibi algılanır. Oysa sağlıklı bir sınır ilişkiyi bitirmez, onu taşınabilir kılar. Nerede başlayıp nerede bittiğini bilmek, karşındakine daha gerçek bir yerden yaklaşmanı sağlar.
Enerjinin hep senden dışarı aktığı bir ilişki zamanla yorgunluk ya da içten içe bir kırgınlık bırakabilir. Hep almak da kendine göre zorlayıcı olabilir; bazen borçlu hissettirir, bazen de insanın kendi gücünü unutturur.
“Hayır” diyebilmek, bazen “evet”in değerini de geri getirir.
İlişkilerde Tekrar Eden Roller
Psikodinamik bakış, bugünkü ilişkilerimizin ilk ilişkilerimizden izler taşıdığını düşünür. Çocukken ailede üstlendiğimiz roller, yetişkinlikte farklı insanlarla yeniden sahnelenebilir.
Evde herkesi idare eden çocuk, iş yerinde de herkesin yükünü üstlenen kişi olabilir. Sesini yükseltmemeyi öğrenmiş biri, yakın ilişkilerinde ihtiyaçlarını küçültebilir. Hep güçlü olan biri, kendisi zorlandığında kimseden yardım istemeyebilir.
Bu roller bir zamanlar bir işe yaramıştır. Belki ortamı sakin tutmuş, belki sevgiyi garantiye almıştır. Zorluk, koşullar değiştiği hâlde aynı rolün sürmesidir.
Haritanda birden fazla kişinin yanında aynı duyguyu işaretlediysen ya da enerji hep aynı yöne akıyorsa, bu tekrar eden bir rolün izi olabilir. Bir etiket değil, merak edilecek bir iz.
Terapide İlişkiler Nasıl Ele Alınır?
Psikoterapide ilişkiler yalnızca anlatılan hikâyeler olarak değil, o hikâyelerde tekrar eden duygular üzerinden de konuşulur. Kiminle neden yakınlaştığın, kimden neden uzak durduğun, hangi ilişkide kendini küçük ya da sorumlu hissettiğin birlikte düşünülür.
Psikodinamik terapide terapi ilişkisinin kendisi de bu sürecin bir parçasıdır. Danışan ile terapist arasında beliren duygular, eski bir ilişki biçiminin izini taşıyabilir. Bu kez o duygular fark edilebilir, konuşulabilir ve farklı karşılanabilir.
Çift terapisinde ise iki kişinin haritası yan yana gelir. Birinin yakınlık ihtiyacı, diğerinin mesafe ihtiyacıyla karşılaşır. Amaç kimin haklı olduğunu bulmak değil, ikisinin de neye ihtiyaç duyduğunu duyabilmektir.
Haritana Bir Kez Daha Bak
Bu oyun bir farkındalık egzersizidir; seni ya da ilişkilerini değerlendirmez. Belki bazı şeyleri zaten biliyordun, belki bazıları seni şaşırttı.
Haritanda seni en çok düşündüren yıldız hangisiydi? Onu biraz yaklaştırmak mı isterdin, biraz uzaklaştırmak mı?
Bu soruların cevabını hemen bulman gerekmez. Fark ettiklerini bir terapistle konuşmak, onları birlikte anlamlandırmana yardım edebilir.